


Misir, kendini Arap dünyasinin lideri olarak gören bir ülkedir. Gerçi Arap dünyasinda dolayli emperyalizm döneminin ortaya çikardigi daginiklik yüzünden son dönemde Arap dünyasinda: "Araplar, aralarinda ittifak etmemek üzere ittifak etmislerdir (Ittefeka'l-Arabu 'ala ella yettefiku)" vecizesi yaygin oldugundan herhangi bir ülkenin liderlik iddiasi fazla bir önem tasimiyor. Bununla birlikte 1978'deki Camp David Anlasmasi sebebiyle Arap Birligi teskilatindan atilan Misir bugün bu teskilatin genel merkezini Kahire'ye naklettirmeyi basarmis durumdadir. Ayrica Misir bazi yönleriyle Türkiye'ye çok benzemektedir. Son yillarda Türkiye'yle Misir arasinda siki bir münasebetin oldugunu da biliyoruz. Bu ülke ayni zamanda çagdas Islami uyanis hareketinin de besigi niteligi tasimaktadir. Bütün bu yönleri dolayisiyla Misir'in taninmasi gereken bir ülke oldugunu düsünüyoruz. Islam Cografyasi bölümümüzde ülkeleri tanitirken genellikle gündemdeki gelismelere paralel hareket ettik. Bu yüzden belki daha erken tanitmamiz gereken Misir'i tanitmakta geciktik. Bu sayimizda, biraz da gelismelerle baglantili olarak bu ülkeyi tanitiyoruz.
Misir Hakkinda Genel Bilgiler
Resmi adi: Misir Arap Cumhuriyeti
Baskenti: Kahire (Nüfusu: 18 milyon)
Diger önemli sehirleri: Iskenderiye, Ismailiyye, Asyut, Cize, Port Said, Minye, Asvan, Süveys, Tanta, Dimyat.
Yüzölçümü: 998.774 km2
Nüfusu: 70 milyon (2000 tahmini). Nüfusun % 45'i sehirlerde yasamaktadir.
Km2 basina düsen insan sayisi: 57
Nüfus artis hizi: % 2.7
Etnik yapi: Misir halkinin yaklasik % 91'ini Araplar olusturmaktadir. Araplarin % 91.5'i Müslüman, kalani hiristiyandir. Ikinci önemli etnik unsur nüfusun % 7'sini olusturan Kiptilerdir. Kiptilerin tamami hiristiyandir. Kiptilerin kendilerine özel bir dilleri vardir. Ancak bugün artik Kiptice konusan kalmamistir ve Kiptiler de Arapça konusmaktadirlar. Kalan nüfusu Avrupali hiristiyan etnik unsurlarla, Nubiyali, Beja, Arnavut, Berberi gibi degisik kökenlerden gelen Müslüman etnik unsurlar olusturmaktadir.
Dil: Resmi dili Arapça'dir. Halkin tamamina yakini Arapça konusur. Bazi küçük etnik unsurlar kendi aralarinda mahalli dillerini konusurlar.
Din: Resmi din Islâm'dir. Halkin % 91'i Müslümandir. Kalan nüfusu kipti kökenli ortodoks hiristiyanlar (kiptiler diger ortodokslardan farkli bir inanca sahiptirler), Rum kökenli ortodokslar, Arap kökenli Maruni hiristiyanlar ve çesitli Avrupa ülkelerinden Misir'a yerlesmis olan katolik ve protestan hiristiyanlar olusturmaktadir. Müslümanlarin tamamina yakini sünni, çogunlugu safii, önemli bir kismi da hanefidir.
Cografi durumu: Kuzeydogu Afrika ülkelerinden olan Misir, kuzeyden Akdeniz, dogudan Kizildeniz ve Filistin, güneyden Sudan, batidan Libya ile çevrilidir. En yüksek yeri Sina yarimadasinda bulunan Katerina Dagi (2637 m.)'dir. En önemli akarsuyu Nil nehridir. Topraklarinin sadece % 4'ü tarim alani kalani çöldür. Tarima elverisli topraklarin önemli bir kismi Nil vadisinde bulunmaktadir. Akdeniz kiyisinda ve Nil'in Akdeniz'e döküldügü noktada bulunan baskent Kahire'de yillik sicaklik ortalamasi 21.9 derece, yillik yagis ortalamasi 42 mm.'dir.
Yönetim sekli: Misir görünüste çok partili demokratik bir sistemle yönetilmektedir. Ülke 11 Eylül 1971'de yürürlüge konan anayasayla yönetilmektedir. En üst yönetici olan cumhurbaskani genis yetkilere sahiptir. Cumhurbaskani genel seçimle belirlenir. Ancak 1952 darbesinden sonra gerçeklestirilen bütün cumhurbaskanligi seçimleri tek adayli olmus ve o tek aday da oylarin hep % 90'dan fazlasini almistir. Basbakan cumhurbaskani tarafindan tayin edilir. Yasama yetkisi 454 üyeli ve üyeleri genel seçimle belirlenen parlamentodadir. Ancak seçimler açik oy, gizli sayim usulüyle yapildigindan halkin büyük bir çogunlugu mevcut sisteme karsi oldugu halde iktidar partisi her seçimde oylarin % 90'dan fazlasini almaktadir. Muhalefet partileri adil ve dürüst olmadigi gerekçesiyle 1991'de gerçeklestirilen genel seçimleri boykot ettiler. Misir'da yakin zamana kadar evlilik, bosanma gibi özel haller hakkinda Islâm hükümleri, ticarette, cezalandirmada ve idari mekanizmada ise Avrupa'dan ithal edilmis kanunlar uygulaniyordu. Ancak birkaç ay önce Özel Haller Kanunu da Avrupa sistemine uydurularak tüm hukuk sistemi Bati'dan ithal edilen kanunlara göre sekillendirildi. Misir, BM, IKÖ (Islâm Konferansi Örgütü), Arap Birligi, Afrika Birligi Örgütü, IMF (Uluslararasi Para Fonu), Islâm Kalkinma Bankasi gibi uluslararasi örgütlere üyedir.
Tarihi: Misir, Hz. Ömer (r.a.) döneminde Amr ibnu As (r.a.) komutasindaki Islâm ordusu tarafindan 639 - 642 yillari arasinda fethedilmistir. Bu tarihten sonra Misir, 868 yilina kadar hilafete bagli valiler tarafindan yönetildi. 868'de Misir'in yönetimi Türk asilli Tolunlular'in eline geçti. Tolunlular'in yönetimi 905'e kadar sürdü. Bu tarihten sonra yine yeniden hilafeti temsil eden Abbasilerin eline geçti ve 934'e kadar onlarin yönetiminde kaldi. 934'te Misir'da Ihsidiler adinda ikinci bir Türk hanedanligi kuruldu. Ihsidiler'in yönetimi 969'a kadar sürdü. Bu tarihte Misir'a daha önce merkezleri Tunus'ta bulunan Fatimiler hâkim oldular ve 972'de de merkezlerini Kahire'ye tasidilar. (Fatimiler hakkinda ayrica geçen ayki sayimizda tanittigimiz Tunus'un tarihine bakabilirsiniz.) Fatimiler her tarafta kendi inançlarini yaymak için çesitli baski yollarina basvuruyorlardi. Fatimilerin Misir'daki saltanatlari 1171'e kadar sürdü. Bu tarihte Misir, Salahuddin Eyyubi'nin kurmus oldugu Eyyubiler devletinin hâkimiyetine geçti. Eyyubiler de Misir'a 1250'ye kadar hükmettiler. Bu tarihten sonra Misir'a Memlükler hükmetmeye basladilar. Memlükler Bagdat'in Mogollar tarafindan isgal edilmesinden sonra Abbasi hilafetinin Kahire'de varligini sürdürmesine imkân sagladilar. Memlüklerin saltanati 1517'de Misir'in Osmanlilar tarafindan fethedilmesine kadar sürdü. Misir, Osmanlilar tarafindan fethedildiginde hilafet de Osmanli Devleti'ne geçti. Bu tarihten sonra Misir Osmanli Devleti'ne yani hilafete bagli bir vali tarafindan yönetilmeye basladi. Ancak 1805'te Misir valisi olan Kavalali Mehmed Ali Pasa hilafete bas kaldirarak Misir'da yari bagimsiz bir yönetim olusturdu. Mehmet Ali Pasa'dan sonra da onun ailesinden gelen sahislar vali sifatiyla ancak Babiali'den kopuk bir sekilde Misir'i yönetmeye devam ettiler.
Bu valilerin ülkeyi yönettikleri dönemlerde Ingilizler de çesitli yollardan Misir'a girmis, bu ülkede hükümet üzerinde söz sahibi olmaya baslamislardi. 1914'te de tamamen Ingilizler tarafindan isgal edildi. Ingilizlerin dogrudan isgalleri 1922'ye kadar sürdü. 15 Mart 1922'de ülkeye resmi olarak bagimsizlik verildi. Ancak yönetim yine büyük ölçüde Ingilizlerin direktifleri dogrultusunda hareket ediyordu. Bagimsizlik sonrasinda I. Fuad, Misir kralligina getirildi. 1936'da onun ölmesi üzerine oglu Faruk kralliga geçti.
Kral Faruk'un yönetimine 26 Temmuz 1952'de gerçeklestirilen askeri darbeyle son verildi. Darbeden sonra Tümgeneral Muhammed Necib devlet baskani oldu. Ancak iki yil sonra 25 Subat 1954'te Cemal Abdünnasir yönetime el koyarak Necib'i görevden uzaklastirdi. Abdünnasir dönemi tam bir dikta ve zulüm dönemidir. Abdulkadir Udeh ve Seyyid Kutub basta olmak üzere çok sayida Müslüman ilim adami ve düsünür onun zamaninda idam edilmistir. Abdünnasir zulmünden en çok nasip alanlar Müslüman Kardesler cemaatinin mensuplari olmustur. Bu cemaatten pek çok kimse hapse atildi ve çogunlugu ancak Abdünnasir'in ölümünden sonra hapisten çikabildi. Abdünnasir sosyalist anlayisa dayali bir Arap milliyetçiligini savunmustur. Onun fikirleri pek çok Arap ülkesine Nasircilik adiyla yayilmistir.
Abdünnasir döneminde Misir iki ayri savasa girdi ve ikisinden de agir yenilgiyle çikti. Bunlardan birincisi 1956 Süveys savasidir. Bu savas Misir yönetiminin Süveys kanalini millilestirme karari almasi üzerine çikti. Bu karar üzerine Israil, 1956 Ekim'inde Ingiltere ve Fransa ile anlasarak Misir'a saldirdi. Israil'i böyle bir saldiriya tesvik edenler daha önce Süveys kanalini istedikleri gibi kullanan Fransa ve Ingiltere'ydi. Ingiltere ve Fransa'yla ortak hareket eden Israil bu saldirida Gazze bölgesiyle Sina yarimadasini isgal etti. Ancak birtakim diplomatik sebeplerden dolayi 7 Mart 1957 tarihinde isgal ettigi bu topraklardan çekildi. Ikinci savas da 1967 Arap - Israil savasidir. Arap - Israil savaslarinin en genis çaplisi Alti Gün Savasi diye de anilan 1967 Haziran savasidir. Bu savas Israil'in 5 Haziran 1967 sabahi Misir'a saldirmasiyla basladi. Israil uçaklari önce Akdeniz üzerinden Misir'in bati tarafindaki hava alanlarini bombalayarak üç saate yakin bir süre içinde 300 kadar Misir askeri uçagini yerde imha ettiler. Israil uçaklarinin bu saldiri esnasinda Akdeniz'deki Amerikan filosundan ikmal yaptiklari ileri sürülmüstür. Israil hemen ardindan Gazze bölgesine ve Sina yarimadasina dogru karadan ve havadan saldiriya geçti. Misir askerleri bu saldiri karsisinda ciddi bir direnis göstermeden Gazze'yi ve Sina'yi Israil'e teslim ettiler. Bu olayda Cemal Abdünnasir'in bir ihanetinin de söz konusu oldugu ileri sürülmektedir. Misir, Sina yarimadasini ancak 1978'de imzalanan Camp David anlasmasiyla geri alabilmistir.
Abdünnasir'in 28 Eylül 1970'de ölmesinden sonra cumhurbaskanligina Muhammed Enver Sâdât geçti. Enver Sâdât baslangiçta biraz yumusak bir politika izledi. Abdünnasir'in siyasi düsüncelerinden dolayi hapse atmis oldugu kisileri serbest birakti. Ancak daha sonra o da zulme ve siddete basvurdu. Misir'in Israil'i resmen tanimasini ve diplomatik iliskiler kurmasini saglayan Camp David anlasmasi Sâdât döneminde imzalanmistir. Bu anlasmadan sonra Arap ülkelerinin geneli Misir'la diplomatik iliskilerini kestiler. Ancak daha sonra tekrar baslattilar. Enver Sâdât 6 Kasim 1981 tarihinde öldürüldü. Onun arkasindan cumhurbaskanligina Muhammed Hüsni Mübarek getirildi. Hâlen bu görevi sürdüren Mübarek siddet ve zulümde Sâdât'in çok önüne geçti. Mübarek, her alti yilda bir yenilenen cumhurbaskanligi seçimlerine tek aday olarak girmekte ve demokrasinin mantigindan son derece uzak bir sekilde gerçeklestirilen bu seçimleri dogal olarak kazanmaktadir.
Misir Hakkinda Genel Bilgiler
Resmi adi: Misir Arap Cumhuriyeti
Baskenti: Kahire (Nüfusu: 18 milyon)
Diger önemli sehirleri: Iskenderiye, Ismailiyye, Asyut, Cize, Port Said, Minye, Asvan, Süveys, Tanta, Dimyat.
Yüzölçümü: 998.774 km2
Nüfusu: 70 milyon (2000 tahmini). Nüfusun % 45'i sehirlerde yasamaktadir.
Km2 basina düsen insan sayisi: 57
Nüfus artis hizi: % 2.7
Etnik yapi: Misir halkinin yaklasik % 91'ini Araplar olusturmaktadir. Araplarin % 91.5'i Müslüman, kalani hiristiyandir. Ikinci önemli etnik unsur nüfusun % 7'sini olusturan Kiptilerdir. Kiptilerin tamami hiristiyandir. Kiptilerin kendilerine özel bir dilleri vardir. Ancak bugün artik Kiptice konusan kalmamistir ve Kiptiler de Arapça konusmaktadirlar. Kalan nüfusu Avrupali hiristiyan etnik unsurlarla, Nubiyali, Beja, Arnavut, Berberi gibi degisik kökenlerden gelen Müslüman etnik unsurlar olusturmaktadir.
Dil: Resmi dili Arapça'dir. Halkin tamamina yakini Arapça konusur. Bazi küçük etnik unsurlar kendi aralarinda mahalli dillerini konusurlar.
Din: Resmi din Islâm'dir. Halkin % 91'i Müslümandir. Kalan nüfusu kipti kökenli ortodoks hiristiyanlar (kiptiler diger ortodokslardan farkli bir inanca sahiptirler), Rum kökenli ortodokslar, Arap kökenli Maruni hiristiyanlar ve çesitli Avrupa ülkelerinden Misir'a yerlesmis olan katolik ve protestan hiristiyanlar olusturmaktadir. Müslümanlarin tamamina yakini sünni, çogunlugu safii, önemli bir kismi da hanefidir.
Cografi durumu: Kuzeydogu Afrika ülkelerinden olan Misir, kuzeyden Akdeniz, dogudan Kizildeniz ve Filistin, güneyden Sudan, batidan Libya ile çevrilidir. En yüksek yeri Sina yarimadasinda bulunan Katerina Dagi (2637 m.)'dir. En önemli akarsuyu Nil nehridir. Topraklarinin sadece % 4'ü tarim alani kalani çöldür. Tarima elverisli topraklarin önemli bir kismi Nil vadisinde bulunmaktadir. Akdeniz kiyisinda ve Nil'in Akdeniz'e döküldügü noktada bulunan baskent Kahire'de yillik sicaklik ortalamasi 21.9 derece, yillik yagis ortalamasi 42 mm.'dir.
Yönetim sekli: Misir görünüste çok partili demokratik bir sistemle yönetilmektedir. Ülke 11 Eylül 1971'de yürürlüge konan anayasayla yönetilmektedir. En üst yönetici olan cumhurbaskani genis yetkilere sahiptir. Cumhurbaskani genel seçimle belirlenir. Ancak 1952 darbesinden sonra gerçeklestirilen bütün cumhurbaskanligi seçimleri tek adayli olmus ve o tek aday da oylarin hep % 90'dan fazlasini almistir. Basbakan cumhurbaskani tarafindan tayin edilir. Yasama yetkisi 454 üyeli ve üyeleri genel seçimle belirlenen parlamentodadir. Ancak seçimler açik oy, gizli sayim usulüyle yapildigindan halkin büyük bir çogunlugu mevcut sisteme karsi oldugu halde iktidar partisi her seçimde oylarin % 90'dan fazlasini almaktadir. Muhalefet partileri adil ve dürüst olmadigi gerekçesiyle 1991'de gerçeklestirilen genel seçimleri boykot ettiler. Misir'da yakin zamana kadar evlilik, bosanma gibi özel haller hakkinda Islâm hükümleri, ticarette, cezalandirmada ve idari mekanizmada ise Avrupa'dan ithal edilmis kanunlar uygulaniyordu. Ancak birkaç ay önce Özel Haller Kanunu da Avrupa sistemine uydurularak tüm hukuk sistemi Bati'dan ithal edilen kanunlara göre sekillendirildi. Misir, BM, IKÖ (Islâm Konferansi Örgütü), Arap Birligi, Afrika Birligi Örgütü, IMF (Uluslararasi Para Fonu), Islâm Kalkinma Bankasi gibi uluslararasi örgütlere üyedir.
Tarihi: Misir, Hz. Ömer (r.a.) döneminde Amr ibnu As (r.a.) komutasindaki Islâm ordusu tarafindan 639 - 642 yillari arasinda fethedilmistir. Bu tarihten sonra Misir, 868 yilina kadar hilafete bagli valiler tarafindan yönetildi. 868'de Misir'in yönetimi Türk asilli Tolunlular'in eline geçti. Tolunlular'in yönetimi 905'e kadar sürdü. Bu tarihten sonra yine yeniden hilafeti temsil eden Abbasilerin eline geçti ve 934'e kadar onlarin yönetiminde kaldi. 934'te Misir'da Ihsidiler adinda ikinci bir Türk hanedanligi kuruldu. Ihsidiler'in yönetimi 969'a kadar sürdü. Bu tarihte Misir'a daha önce merkezleri Tunus'ta bulunan Fatimiler hâkim oldular ve 972'de de merkezlerini Kahire'ye tasidilar. (Fatimiler hakkinda ayrica geçen ayki sayimizda tanittigimiz Tunus'un tarihine bakabilirsiniz.) Fatimiler her tarafta kendi inançlarini yaymak için çesitli baski yollarina basvuruyorlardi. Fatimilerin Misir'daki saltanatlari 1171'e kadar sürdü. Bu tarihte Misir, Salahuddin Eyyubi'nin kurmus oldugu Eyyubiler devletinin hâkimiyetine geçti. Eyyubiler de Misir'a 1250'ye kadar hükmettiler. Bu tarihten sonra Misir'a Memlükler hükmetmeye basladilar. Memlükler Bagdat'in Mogollar tarafindan isgal edilmesinden sonra Abbasi hilafetinin Kahire'de varligini sürdürmesine imkân sagladilar. Memlüklerin saltanati 1517'de Misir'in Osmanlilar tarafindan fethedilmesine kadar sürdü. Misir, Osmanlilar tarafindan fethedildiginde hilafet de Osmanli Devleti'ne geçti. Bu tarihten sonra Misir Osmanli Devleti'ne yani hilafete bagli bir vali tarafindan yönetilmeye basladi. Ancak 1805'te Misir valisi olan Kavalali Mehmed Ali Pasa hilafete bas kaldirarak Misir'da yari bagimsiz bir yönetim olusturdu. Mehmet Ali Pasa'dan sonra da onun ailesinden gelen sahislar vali sifatiyla ancak Babiali'den kopuk bir sekilde Misir'i yönetmeye devam ettiler.
Bu valilerin ülkeyi yönettikleri dönemlerde Ingilizler de çesitli yollardan Misir'a girmis, bu ülkede hükümet üzerinde söz sahibi olmaya baslamislardi. 1914'te de tamamen Ingilizler tarafindan isgal edildi. Ingilizlerin dogrudan isgalleri 1922'ye kadar sürdü. 15 Mart 1922'de ülkeye resmi olarak bagimsizlik verildi. Ancak yönetim yine büyük ölçüde Ingilizlerin direktifleri dogrultusunda hareket ediyordu. Bagimsizlik sonrasinda I. Fuad, Misir kralligina getirildi. 1936'da onun ölmesi üzerine oglu Faruk kralliga geçti.
Kral Faruk'un yönetimine 26 Temmuz 1952'de gerçeklestirilen askeri darbeyle son verildi. Darbeden sonra Tümgeneral Muhammed Necib devlet baskani oldu. Ancak iki yil sonra 25 Subat 1954'te Cemal Abdünnasir yönetime el koyarak Necib'i görevden uzaklastirdi. Abdünnasir dönemi tam bir dikta ve zulüm dönemidir. Abdulkadir Udeh ve Seyyid Kutub basta olmak üzere çok sayida Müslüman ilim adami ve düsünür onun zamaninda idam edilmistir. Abdünnasir zulmünden en çok nasip alanlar Müslüman Kardesler cemaatinin mensuplari olmustur. Bu cemaatten pek çok kimse hapse atildi ve çogunlugu ancak Abdünnasir'in ölümünden sonra hapisten çikabildi. Abdünnasir sosyalist anlayisa dayali bir Arap milliyetçiligini savunmustur. Onun fikirleri pek çok Arap ülkesine Nasircilik adiyla yayilmistir.
Abdünnasir döneminde Misir iki ayri savasa girdi ve ikisinden de agir yenilgiyle çikti. Bunlardan birincisi 1956 Süveys savasidir. Bu savas Misir yönetiminin Süveys kanalini millilestirme karari almasi üzerine çikti. Bu karar üzerine Israil, 1956 Ekim'inde Ingiltere ve Fransa ile anlasarak Misir'a saldirdi. Israil'i böyle bir saldiriya tesvik edenler daha önce Süveys kanalini istedikleri gibi kullanan Fransa ve Ingiltere'ydi. Ingiltere ve Fransa'yla ortak hareket eden Israil bu saldirida Gazze bölgesiyle Sina yarimadasini isgal etti. Ancak birtakim diplomatik sebeplerden dolayi 7 Mart 1957 tarihinde isgal ettigi bu topraklardan çekildi. Ikinci savas da 1967 Arap - Israil savasidir. Arap - Israil savaslarinin en genis çaplisi Alti Gün Savasi diye de anilan 1967 Haziran savasidir. Bu savas Israil'in 5 Haziran 1967 sabahi Misir'a saldirmasiyla basladi. Israil uçaklari önce Akdeniz üzerinden Misir'in bati tarafindaki hava alanlarini bombalayarak üç saate yakin bir süre içinde 300 kadar Misir askeri uçagini yerde imha ettiler. Israil uçaklarinin bu saldiri esnasinda Akdeniz'deki Amerikan filosundan ikmal yaptiklari ileri sürülmüstür. Israil hemen ardindan Gazze bölgesine ve Sina yarimadasina dogru karadan ve havadan saldiriya geçti. Misir askerleri bu saldiri karsisinda ciddi bir direnis göstermeden Gazze'yi ve Sina'yi Israil'e teslim ettiler. Bu olayda Cemal Abdünnasir'in bir ihanetinin de söz konusu oldugu ileri sürülmektedir. Misir, Sina yarimadasini ancak 1978'de imzalanan Camp David anlasmasiyla geri alabilmistir.
Abdünnasir'in 28 Eylül 1970'de ölmesinden sonra cumhurbaskanligina Muhammed Enver Sâdât geçti. Enver Sâdât baslangiçta biraz yumusak bir politika izledi. Abdünnasir'in siyasi düsüncelerinden dolayi hapse atmis oldugu kisileri serbest birakti. Ancak daha sonra o da zulme ve siddete basvurdu. Misir'in Israil'i resmen tanimasini ve diplomatik iliskiler kurmasini saglayan Camp David anlasmasi Sâdât döneminde imzalanmistir. Bu anlasmadan sonra Arap ülkelerinin geneli Misir'la diplomatik iliskilerini kestiler. Ancak daha sonra tekrar baslattilar. Enver Sâdât 6 Kasim 1981 tarihinde öldürüldü. Onun arkasindan cumhurbaskanligina Muhammed Hüsni Mübarek getirildi. Hâlen bu görevi sürdüren Mübarek siddet ve zulümde Sâdât'in çok önüne geçti. Mübarek, her alti yilda bir yenilenen cumhurbaskanligi seçimlerine tek aday olarak girmekte ve demokrasinin mantigindan son derece uzak bir sekilde gerçeklestirilen bu seçimleri dogal olarak kazanmaktadir.





















